İktidara yakınlığıyla bilinen gazeteci ve Anadolu Ajansı eski Genel Müdürü Kemal Öztürk'ün, NTV ekranlarında Suriye'deki gelişmeleri değerlendirirken Nusayrilerle ilgili kullandığı ifadeler tepki çekti.
Suriye'deki gelişmelerin ele alındığı programda konuşan Öztürk, Esad döneminde İdlib, Afrin ve Halep kırsalında yaşananlara ilişkin çeşitli hikâyeler dinlediğini söyledi. Öztürk, Sednaya Hapishanesi'ne ilişkin de benzer ifadeler kullandı.
Öztürk konuşmasında, 'Öyle hikayeler dinledim ki Sednaya Hapishanesi'nde. 'Orada çalışmış çöpçüyü bile assalar, kurşuna dizseler yeridir' dersiniz. Öyle korkunç hikayeler. İdlib'de, Afrin'de ve Halep kırsallarında öyle korkunç hikayeler dinledim ki, 'bu Nusayrilerin hepsini katletseler yeridir' diyesiniz geliyor. Ama bakın intikam almadılar' ifadelerini kullandı.
Öztürk'ün sözleri üzerine Alevi örgütlerinden açıklamalar geldi.
Türkiye Alevi Federasyonu: 'Gazetecilik halkları hedef göstermek değildir'
Türkiye Alevi Federasyonu, Öztürk'ün Suriye'de yaşayan Alevi toplumuna yönelik ifadelerini kabul edilemez olarak nitelendirdi.
Federasyon tarafından yapılan açıklamada, Alevi inancının insanı, yaşamı ve insan onurunu esas aldığı belirtilerek hiçbir halka, inanca veya kimliğe yönelik şiddetin kabul edilemeyeceği vurgulandı.
Açıklamada, bir televizyon programında bir inanç toplumunun tamamını hedef alan sözlerin sıradan bir siyasi değerlendirme olarak görülemeyeceği ifade edildi. İnsanların inanç ve kimlikleri üzerinden topluca suçlanmasının ve düşmanlaştırılmasının şiddet ortamını besleyebileceği belirtildi.
Federasyon, Alevilerin geçmişte nefret dilinin yol açtığı acıları unutmadığını belirterek, 'Gazetecilik, halkları hedef göstermek değildir' ifadelerini kullandı.
Açıklamada ayrıca Nusayri/Alevilerin yanı sıra Sünnilerin, Hristiyanların, Dürzilerin ve Kürtlerin de yaşam hakkının aynı derecede kutsal olduğu vurgulandı. Federasyon, kimliği ve inancı ne olursa olsun tüm insanların yaşam hakkının savunulması gerektiğini belirtti.
AABK Başkanı Hüseyin Mat'tan tepki
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Başkanı Hüseyin Mat da Öztürk'ün sözlerine tepki gösterdi.
Mat, Alevileri düşmanlaştıran zihniyetin kendileri açısından yabancı olmadığını belirterek, IŞİD ve benzeri yapıların sorumluluğunu perdelemek, toplumsal öfkeyi başka bir hedefe yöneltmek ve geçmişteki olayların üzerini örtmek amacıyla Alevilerin yeniden hedef haline getirildiğini savundu.
Maraş, Çorum ve Madımak katliamlarının arkasındaki nefret dilinin bugün farklı biçimlerde yeniden üretildiğini ifade eden Mat, Alevileri suçlu, tehdit veya günah keçisi olarak gösteren söylemlerin geçmişte yaşanan katliamların hafızasını yeniden canlandırdığını söyledi.
Mat, bu dilin normalleştirilmesine izin verilmemesi gerektiğini belirtti.
DEM Parti soruşturma çağrısı yaptı
DEM Parti de yaptığı açıklamayla Kemal Öztürk'ün sözlerine tepki gösterdi ve hakkında soruşturma başlatılmasını istedi.
Partinin açıklamasında, Öztürk'ün bir televizyon programında Suriye'deki Arap Alevileri (Nusayrileri) hedef alan ifadeler kullandığı belirtilerek, söz konusu ifadeler kınandı.
Açıklamada, milyonların izlediği bir medya platformunda Arap Alevilere yönelik 'hepsi kurşuna dizilse yeridir' şeklindeki ifadelerin kullanılabilmesinin nefret suçlarının cezasız kalması açısından tehlikeli bir noktaya işaret ettiği savunuldu.
DEM Parti, kullanılan dilin suç teşkil ettiğini belirterek Öztürk hakkında derhal soruşturma başlatılması çağrısında bulundu.
Parti açıklamasında ayrıca tarih boyunca toplulukları kimlikleri ve inançları üzerinden hedef alan söylemlerin pogrom, katliam ve toplumsal yarılmalara zemin hazırladığı ifade edildi.
Öztürk'ün iktidarla yakınlığı yeniden gündemde
2011-2014 yılları arasında Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü görevini yürüten Kemal Öztürk'ün iktidarla yakınlığı da açıklamalar sonrasında yeniden gündeme geldi.
Öztürk, son olarak BBC Türkçe'nin AK Parti'nin 25. yılı dolayısıyla kendisiyle yapmak istediği röportaj teklifini kabul etmemişti.
Röportaj talebini geri çeviren Öztürk, kendisine gönderilen soruları gördüğünde AK Parti'nin 25 yıllık hikâyesini anlatmak yerine bu süreçteki sorun ve tartışmaların öne çıkarılmasının amaçlandığını düşündüğünü belirtmişti.




