Siyaset

Bülent Arınç'tan Süleymancılar soruşturmasına tepki

Bülent Arınç, Süleymancılar soruşturmasında masumiyet karinesinin ihlal edildiğini savunarak Adalet ve İçişleri bakanlarına dikkat çeken bir çağrı yaptı.

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, kamuoyunda 'Süleymancılar' olarak bilinen Süleymanlılar Cemaati hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin açıklamalarda bulundu. Arınç, soruşturmanın yürütülme biçimine yönelik eleştirilerini dile getirerek Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye seslendi.

Arınç, Adalet ve İçişleri bakanlarının soruşturmanın cemaate veya tarikata yönelik olmadığı, kişiler hakkındaki adli suç iddiaları kapsamında yürütüldüğü yönündeki açıklamalarına inandığını belirtti. Ancak devam eden soruşturma sürecinde Ceza Muhakemesi Kanunu'na açık şekilde aykırı uygulamalar bulunduğunu savundu.

Bu durum nedeniyle masumiyet karinesinin ortadan kalkmış göründüğünü ifade eden Arınç, soruşturma aşamasında gizliliğin esas olduğunu vurguladı.

Arınç, iddianame hazırlanıp mahkeme tarafından kabul edilmeden önce soruşturma gizliliğine uyulması gerektiğini belirterek, kişilerin haklarında kesin hüküm verilene kadar masum kabul edilmesi gerektiğini söyledi.

Sosyal medyada ve bazı basın organlarında soruşturmayla ilgili kişilerin adeta yargılandığını savunan Arınç, kişilerin mal varlıkları ve yaptıkları işlerle ilgili gerçeği yansıtmayan ifadelerin kullanılabildiğini dile getirdi.

Basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının önemine dikkat çeken Arınç, bunun yanında adil soruşturma ve adil yargılanmanın da temel haklar arasında bulunduğunu ifade etti.

'Türkiye'de cemaatler her zaman var oldu'

Süleymancılar üzerinden cemaat ve tarikatların kapatılması yönünde yapılan çağrıları da eleştiren Arınç, cemaat ve tarikatların sosyolojik yapılar olduğunu ve Türkiye'de geçmişten bu yana varlık gösterdiklerini söyledi.

Arınç, geçmişte Süleymancılar olarak bilinen yapının liderlerinden Kemal Kaçar'ın avukatlığını yapan Muammer Aksoy'u da örnek gösterdi. Aksoy'un bu yapıyı yakından tanıdığını ve Kur'an eğitimi dışında herhangi bir faaliyet görmediğini söylediğini aktardı.

Soruşturmanın yürütülme biçimini yeniden eleştiren Arınç, kişilerin geri dönülemez şekilde damgalandığını savundu. Sürecin feth-i kabir işlemine kadar ilerlediğini belirten Arınç, bunun ardından hukuk ve adli tıp konusunda bilgisi olmayan kişilerin yeni suçlular aramaya başladığını ifade etti.

AK Parti ile ilişkilerin geçmişine değindi

Süleymancılar olarak bilinen yapıyı uzun yıllardır tanıdığını belirten Arınç, cemaatin liderlerinden Kemal Kaçar ile Hukuk Fakültesinde okuduğu yıllarda tanıştığını söyledi. Arınç, cemaat mensubu olmadığını ancak Türkiye'de Kur'an eğitimi ve öğretimi konusunda faaliyet yürüttüklerini bildiğini ifade etti.

Arınç ayrıca eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancılar liderlerinden Ahmet Arif Denizolgun ile aynı yıl milletvekili olduklarını belirtti. 2011 seçimleri döneminde Denizolgun ile dönemin AK Parti Genel Başkanı'nın bilgisi dahilinde üç-dört kez görüştüğünü aktaran Arınç, bu görüşmelerden AK Parti'ye destek sonucu çıkmadığını ancak çeşitli konularda görüş alışverişinde bulunduklarını söyledi.

Süleymancılar ile AK Parti arasındaki mesafenin açılmasının, iki kardeşten birinin AK Parti'ye katılarak milletvekili olması ve diğerinin buna karşı çıkmasıyla başladığını öne süren Arınç, ilerleyen yıllarda yaşanan anlaşmazlığın kuzenler arasındaki mal ve mülkiyet kavgasına dönüştüğünü ifade etti.

Arınç, hukuka aykırı eylemler bulunması halinde savcı ve hakimlerin gerekli işlemleri yapması gerektiğini belirtirken, soruşturmada adı geçen bazı kişilerin son derece temiz insanlar olduğunu ve isimlerinin soruşturmayla anılmasını dahi sakıncalı bulduğunu söyledi.

Bakanlara doğrudan seslendi

Açıklamasının sonunda kendisine yöneltilen, 'Bu cemaat AK Parti'yi destekleseydi başlarına böyle bir iş gelir miydi? Böyle bir operasyon olur muydu?' sorusunu aktaran Arınç, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'den bu konuda hassasiyet beklediğini söyledi.

Arınç, AK Parti'nin herhangi bir cemaate veya tarikata destek verip vermemesine göre hareket etmemesi gerektiğini belirterek, kanuna açıkça aykırı işler yapanların üzerine gidilmesinin zorunlu olduğunu ifade etti.

Arınç, Adalet ve İçişleri bakanlarından, soruşturmanın gizliliği ve hukukun gereklerinin yerine getirilmesi konusunda gerekli hassasiyeti göstermelerini beklediğini dile getirdi.

Kaynak: Haber Merkezi